Bugun...



Kaya:Darbelerin yegane kaynağı 1924 Anayasasıdır, dedi.

Sitemizin yazarlarından Eyüphan Kaya “28 Şubat’ın Şakaveti! “ Üzerine dikkat çekici bir röportaj verdi.

facebook-paylas
Tarih: 18-02-2020 16:24

Kaya:Darbelerin yegane kaynağı 1924 Anayasasıdır, dedi.

Kaya:Darbelerin yegane kaynağı 1924 Anayasasıdır, dedi.
Sitemizin yazarlarından Eyüphan Kaya “28 Şubat’ın Şakaveti! “
Üzerine dikkat çekici bir röportaj verdi.
İşte o röportaj;
Editör:Cumhuriyet kurulalı birkaç darbe oldu, muhtıra verildi bunu
neye bağlıyorsunuz.
Kaya:Bu ülkenin başına gelen pişmiş tavuğun başına gelmemiş. 1921
Anayasası halkın değerleri ile barışık, Çanakkale ruhunun izini taşırken,
1924 Anayasası inanç ve kültürümüze yabancı, içi boş bir anayasa ile bu
ülkenin huzuru bozuldu, o gün bu gündür bir türlü huzur bulamadık.
O anayasa gelir gelmez, devlet ile milletin arası açıldı, birilerinin bu halka
biçtiği gavur gömleği Anadolu insanına dar geliyordu, halkın değerlerinden
kopmuş, askeriyenin zoru ile getirilmek istenen sistem ayakta tutunmaya
çalışılıyordu.
Hiç düşündünüz mü? Neden bir devlet oluşur oluşmaz önce orduyu
kuruyor? Maalesef, vatandaşa ayar vermek için.
Bakın bakayım Irak ordusu, Suriye ordusu, Mısır ordusu, daha düne kadar
Türkiye ordusu. Yedi hikâyeleri varsa, altısı vatandaş üzerinde yapmayı
düşündükleri müdahale oyunlarıdır.
Kısacası kanaatim o ki darbe ve muhtıraların ana dayanağı 1924
anayasasıdır.
Editör:Ülkemizdeki bu müdahalenin sebebi sizce nedir?
Kaya:Bizim ülkemizde de Halk bir az nefes alır almaz, hemen ordu ve
paydaşlarından uyarı geliyordu, uyarıları işe yaramazsa devamında darbe
oluyordu.
Yapılan araştırmalara göre her darbe sonrası ekonomimiz dolar bazında
%50 zayıflamıştır.
Ne ilginçtir ki “peygamber ocağı” dediğimiz ve “göz bebeğimizdir”
diyerek siyaset üstü tutuğumuz ordumuz, bize bu sıkıntıları veriyordu.
Çünkü ağababaları onlara şu talimatı vermişti Türkiye için; “Kurursa
sulayın, uzarsa budayın” yani ülkenin durumu bir az iyiye giderse ona
bir ayar verin.
Mesele açıkçası bu sinsi ruhtan kaymaklanıyor.
Editör: 28 Şubat darbesinin nedeni neydi sizce?
Kaya: Tek kelimeyle işlerin iyiye doğru gitmesiydi diyebilirim.

REFAH-YOL koalisyonu iktidarı oluşmuş, bereket yağıyor, işler iyiye
gidiyor, bir moral bir motivasyon oluşmuş, üstelik rahmetli Erbakan
Başbakanlığında ekonomi toparlanmış her geçen gün iyiye gidiyordu.
Buna tahammül etmeyen devletin içine çöreklenmiş o karanlık eller yine
kendince absürt/abes gerekçelerle Ankara Sincan’da tank çıkarması
yaptılar. Kendi deyimleriyle “post modern” darbe yaptılar ve buna da
“balans ayarı” dediler.
Editör: 28 Şubat darbesiyle neler oldu, kısaca özetler misiniz?
Kaya: Olanlar bir sorunun cevabına sığmaz, ama anlatmaya çalışayım.
-Türkiye Cumhuriyeti Başbakanı esir alınmıştı, terletilene kadar
sıkıştırılmıştı, ülkenin makûs tarihine imza at diye zorlanıştı.
Rahmetli Başbakanımız, gönüllerin adamı Prof.Dr.Necmettin Erbakan o
haksız tavsiye/emir paketine imza atmadığı halde, imzaladı izlenimi
verdirilerek kararlar uygulanmıştı.
Ayrıca dönüşümlü hükümetin önü kapanmış, aslında koalisyon protokolüne
göre Hükümeti kurma görevi Doğruyol Partisi Genel Başkanı Tansu Çiller’e
verilmeliydi, ama bu görev, azınlık durumunda olan ANAP lideri Mesut
Yılmaz’a verildi, oluşan/oluşturulan ANASOL-M hükümeti Milli Güvenlik
Kurulu’nun emir erliğini yaptı.
Bu memleketin başına öyle bir bela getirdiler ki aradan 23 yıl geçmesine
rağmen hala o sıkıntıların sersemliğini yaşıyoruz.
Editör: o zaman şöyle bir soru soralım, ANASOL-M hükümetinin
icraatları ne oldu?
Kaya:Can alıcı birkaç tanesini sayayım:
-8 yıllık zorunlu eğitim getirildi, İmam- Hatiplerin orta kısmı kapatıldı,
Refah-Yol Hükümeti 5+3 mecburi eğitimi savunuyordu, ama birilerinin
amacına tam hizmet etmiyor diye kabul görmedi. İlginçtir/tuhaftır ki 8
yıllığı bitirmeyen bir çocuğun Kur’an-ı Kerim dersini alması yasaktı. Yani
12 yaşına kadar çocuğunuzu Kur’an Kursuna gönderemezdiniz.
-İmam- Hatiplerin önünü kapatmak meslek okulu mezunlarına üniversite
giriş sınavlarında katsayı engeli getirdiler. Meslek okullarımız boşaldı.

Halbuki gelişmiş dünya ülkelerinde meslek okullarına giden öğrenci oranı
%80, akademik oklularla %20 durumundaydı. Bizde durum tersine döndü
ve mesleksiz bir nesil yetişti. Bu, ülkemize verilen en büyük zarardı.
-Üniversite sınavını tek aşamaya ildirdiler.Lisenin ikinci üçüncü sınıfından
sınavda soru çıkmıyordu. Yani İntegral/Limit bilmeyen öğrenci Mühendislik
fakültesine gidiyordu.
-Örtü yasağı öyle yayıldı ki nerdeyse sokağa kadar inecekti. Devlet
vatandaşının dinine/inancına hor bakmıştı ve vatandaş devletinden
soğuyordu, neredeyse birileri örtüyle, irtica ile yatıp kalkıyordu.
-Kamu kurumlarında Mescit yasağı getirildi. Vatandaşın ibadetini rahat
yerine getirip vazifesini daha bir keyifle yerine getirmesi lazımken, namaz
kılan memurlara sıkıntı oluşturdular. Gümüş yüzüklülerin sayısı bir hayli
azalmıştı. Şükürler olsun ki ben o yıllarda öğretmenlikten istifa etmiş, özel
dershanede çalışıyordum. İlginçtir Dershanelerin haftalık tatili Cuma
günüyken ona bile müdahale edip, Pazartesi’ye alındı, o uygulama hala
devam ediyor. Cuma günü Mümin/Müslüman vatandaşlarımız rahat bir
tarzda namazına gidiyorlar diye birileri kahroluyordu.
-Türkiye’de üretilen bazı ürünlere boykot getirildi, “yeşil sermaye” adı
altında dolaylı olarak “bu malları almayın” talimatı verilmişti.
-Binlerce devlet memur bay/bayan değişik disiplinsizlik gerekçesiyle
görevinden alındı, bir kısmı da dayanamadı kendileri görevini bıraktı.
Kimisi cezaevine atıldı, kimisi hicret etti.
Editör: Şu andaki durumu nasıl görüyorsunuz? Sizce etkisi kalktı
mı?
Kaya: Birçok düzenlemelere rağmen tam kurtulduğumuzu söyleyemem.
Malum en büyük zararlarından birisi de AK Partiye dokundu; bu tür
tahribatı telafi etmekle zaman kaybetti, örtü yasağını kaldırana kadar ak
ve karayı seçti. 

2012 yılı 30 Martta 4+4+4 sistemini getirerek eskisinden bir adım daha
ileri düzeyde özgürlüklerin önünü açtı.
Eğer 28 Şubat’ın getirdiği bela olmasaydı toplumda bu kadar ayrışma
yaşanmazdı diye düşünüyorum.
Kendince öyle bir iddialıydılar ki bu tahribatları güya bin yıl sürecekti.
Anadolu insanı sıkıntı içinde mutsuz yaşarken, Üstat Bediüzzaman’ın
ifadesiyle “Zındıka komitesi” bir adım geride kıs kıs gülecekti.
Hani atalarımızdan kalma bir kelamı kibar var; “Allah’ın da bir hesabı
var” diye ve o hesap cereyan etti, Meclis bir sürü düzenlemeler yaptı ama
bazı izlerini tam silemedik. Bu sefer sürecin yetiştirdiği mesleksiz/niteliksiz
vatandaş kitlesi hayata izahı mümkün olmayan bir zarar verdi.
Bu 28 Şubat sürecine müdahil olan iz’ansız aklı Anadolu insanı çöpe attı
ben de üzerine moloz döküyorum. İnşallah ilelebet nefes almaz. Siz de
“amin” derseniz sevinirim.
Editör:En son söylemek istediğiniz bir şey var mı?
Kaya; var hem de çok var;
Sevgili kardeşlerim bu müdahaleyi küçümsemeyin, hayatımızda sirayet
etmediği alan kalmadı.
Bir daha böyle bir musibeti yaşamamak dileğiyle. Gelin 28 Şubat
aktörlerinin inadına bir birimizi sevelim, sayalım, selamlaşalım, ülkemize
sahip çıkalım.
Kimse benden senden daha çok mu milleti bu memleketi sevmez. Bu
ülkeyi Siyasetçilere, Bürokratlara, Orduya bırakacak halımız yok! Bu ülke
hepimizindir, 83 Milyon vatandaşlarındır. Dedi.







Etiketler :

FACEBOOK YORUM
Yorum

İLGİNİZİ ÇEKEBİLECEK DİĞER ALINTI MAKALELER Haberleri

YAZARLAR
ÇOK OKUNAN HABERLER
  • BUGÜN
  • BU HAFTA
  • BU AY
SON YORUMLANANLAR
  • HABERLER
  • VİDEOLAR
HABER ARŞİVİ
GAZETEMİZ

Web sitemize nasıl ulaştınız?


nöbetçi eczaneler
HABER ARA
Bizi Takip Edin :
Facebook Twitter Google Youtube RSS
YUKARI YUKARI