Bugun...


EYÜPHAN KAYA-Orta Doğu Uzmanı/İnsan Hakları Aktivisti

facebook-paylas
İlahiyat Fakültelerinin kalitesini yükseltmeliyiz!
Tarih: 19-11-2020 15:33:00 Güncelleme: 19-11-2020 15:40:00


İlahiyat Fakültelerinin kalitesini yükseltmeliyiz!
Elbette ki tüm fakültelerin direk ya da dolaylı olarak insan hayatına katkısı
vardır. Kimisi maddeten kimisi de manen insanlığa hizmet ediyor, ama
İlahiyat fakültesi, İslami ilimler fakültesi, Din Kültürü ve Ahlak bilgisi
öğretmenliği hayatımızın her aşamasında yaşantımızla birebir alakalıdır.
Bundan dolayıdır ki bilen bilmeyen İlahiyat Fakülteleri hakkında
konuşuyor, kimisi ilahiyat üzerinden din ile kavga ederken, kimisi de
kaliteli eleman yetişmiyor diye dert yanıyor.
Birkaç yıl önce 5.Din Şurası’na katılmıştım, zamanın Meclis Başkanı Cemil
Çiçek söz alınca şu manidar bir ifadeyi kullanmıştı: “Hocalarım! Ülkenin
kalbur üstü din adamlarısınız, İslam’ın özüne sahip çıkın bu din
şuraları beş yılda bir yapılıyor, bu devirde beş yıl çok uzun bir süre
mümkünse iki yılda bir, ya da her yıl yapın. Maalesef Çin malı gibi
İlahiyatçılar türedi, konserve çeşidi kadar İslam çıktı,
Müslümanları kafasını karıştırıyorlar. Yazık günah, bu dini bu
kadar sahipsiz bırakma lüksümüz olmamalıdır.” mealinde bir
konuşma yaptı.
Düşünüyorum haksız da değil, bir defa ilahiyat fakültesinin programında
yer alan dersler yeterince maneviyatı besleyici dersler değildir, öyle ki
ilahiyatçıya dahi yetecek kadar yetiştirici nitelik taşımıyor.
Dolayısıyla bu konuya Türkiye geneli bir çare bir çözüm getirmek lazım.
Öğrenci alırken belli kriterler getirmek gerekir, İmam-Hatip mezunu
olmanın yanı sıra Arapça sınavında da belli bir puan şartı da getirilmelidir.
Kur’anı kerim okumakta zorlanan bir lise mezununu sınavda belli bir puan
aldı diye İlahiyat fakültesine öğrenci olarak almak akıl karı değildir.
Öğrencilerimizi “Zühd” ve “Takva” ile barışık yetiştirme gibi bir
sorumluluğumuz var, bu konuda yetersiz olan, ya da İslam inancı ve
İslami hayat konusunda eksik olan kimselerin dosyası tutulmalı gerekirse
diplomasına şerh bırakılarak mezun edilmelidir.
İlahiyattan Lisans düzeyinde mezun olmuştur,
İlahiyattan İrşat Rehberi olabilecek düzeyde mezun olmuştur,
İlahiyattan Din kültürü ve Ahlak bilgisi öğretmeni olabilecek düzeyde
mezun olmuştur,
İlahiyat fakültesini Onur kalitesinde mezun olmuş ve İlahiyatla ilgili tüm
alanlarda çalışabilir.

Aklıma gelmeyenleri de siz ekleyin.
Ben 8 yıl medrese tahsili görmüş bir kardeşinizim, ama Kimya fakültesini
kazanınca sıra kitaplarımı tamamlayıp icazetname alma imkanım olmadı.
Dicle Üniversitesinde de ilahiyat fakültesi olmadığı için tercih edemedim.
Medresede eğitim 24 saat esasına göre yapılır ve sadece Cuma günü
tatildi. İnteraktif dersin yanı sıra Metin, Müzakere ve Mütalaa tarzında
talim terbiye yapılırdı. Ders boyunca talebenin diz üstü oturması dahi bir
nevi talimdi.
Belki ilimi açıdan ezber doğru bir şey değil ama Kur’an’dan bazı sureler,
aşırlar, vaaz-nasihat için lazım olan ayetler ve duaların bir ilahiyat mezunu
için gerekmez mi, günlük hayatta düstur alabileceğimiz, ona dayanarak
nefsimizi ıslah edebileceğimiz kimi hadisleri bilmemiz lazım değil mi?
Mesela mütalaa yatsı namazından sonra sessizce yapılan bir çalışmaydı,
herkes kitabını önüne alır, hem o gün aldığı dersi sessizce gözden geçirir,
hem de bir sonraki gün alacağı dersi mütalaa ederdi. Acaba her İlahiyat
öğrencisi böyle bir çalışma tarzı ile kendini disipline demez mi?
Ayrıca “el xettu nisful ilmi”(yazı ilmin yarısıdır) vecizesi çerçevesinde
imla kuralları eşliğinde yazılar yazılırdı.
İnsanın zoruna giden şu ki, bir ilahiyat talebesi diğer fakülte talebeleri gibi
ders geçme notu için çalışır, o şekilde fakülteye git gel yapar ve mezun
olduktan sonra da bilgilerinin bir kısmı da uçup gider ve mesleki açıdan
%40’lık bir bilgile baş başa kalır, işi gücü müçtehitleri eleştirmek, hadis
hakkında ileri geri konuşmak. İşte duyarlı bir Müslüman bu durum
karşısında kahroluyor.
Bana kalırsa İlahiyat fakülteleri de medreselerin ihlas, züdh ve takva
açısından medresenin uygulamalarını güncelleyebilirler. Unutmayalım
mezhep imamları dahi medrese menşeli alimlerdi.
İlahiyat fakültemize yeni Dekan atandı, hayırlı olsun ama inisiyatifi
elverdikçe bu fakülteye kalite katmasını bekliyoruz. Onu aşan mevzularda
da Yüksek Öğretim Kurumu ilahiyatlara kalite adına ne gerekiyorsa onu
esirgememesi lazımdır.
Acaba şu konularda iyileştirme olamaz mı?
1-Ders programı özelikle ezan vakti ile çakışmaması, madem ilahiyat
fakültesinin bir camisi var, bu cami ilahiyatın kapısında cemaatsiz, duasız,
sohbetsiz bırakılmamalıdır.

2-Caminin vaaz kürsüsü öğrencilere açık olmalı ve isteyen öğrenciye
istediği dini konuda anlatımına fırsat vermeli ve danışman öğretmen bu
sohbete katılarak bunu puanlandırıp öğrencinin dosyasına eklemelidir.
3-Bu caminin imamı da müezzini de kadrolu diyanet personeli olmamalı
sırayla ilahiyat talebeleri bu vazifeyi yapmalıdır.
Bir ilahiyat öğrencisi/mezunu hayatının bereketli geçmesini istiyorsa gönlü
hep camiye bağlı olmalı, ezan ile namaz ile barışık olmalıdır.
4-Her öğrenci Risale-i Nur Külliyatından muhakkak ikinci bir mezuniyet
tezi hazırlamalı: İman ve Küfür Müvazenesi’nden, Mesnevi-i Nuriye’den,
Asayı Musa’dan, İşaratü-l İ’caz’dan vb. kitapları özetleyecek kadar bir
araştırma mecburiyeti getirilebilir.
5-Risale-i Nur Külliyatı da en az bir sömestrde 2 saatlik bir ders olarak
okutulmalıdır diye düşünüyorum.
Ben 2000’li yıllarda Risale-i Nur Külliyatıyla tanıştım manevi bir lezzet
aldım, bence bu eserler İslam dünyasının ihtiyaç duyduğu nitelikte önemli
esrelerdir. Özellikle üstadın hanımlar için, hastalar için gençler ve ihtiyarlar
için yazdığı eserlere dünya muhtaçtır. Benim kanaatim budur.
6-İlahiyat fakültesinde sınıfı geçme notu en az 70 olmalı, hatta Kur’an-ı
Kerim, Arapça ve Siyer-ün Nebi dersinde 90 olmalı diye düşünüyorum.
Duyarlı bir vatandaş olarak bunları yazarak yeni yönetimin yenilikçi bir
anlayış geliştimek, ezber bir eğitim tarzından kurtarmak istedim, yoksa
kendileri niyet ederlerse daha faydalı programlar üretebilirler diye
düşünüyorum.
Bir Fakülte düşünün ki o fakültenin mezunlarına ömür boyu ihtiyacımız var
ve dünya ve ahretimizin saadeti onların nitelikli rehberliğine bağlıdır.
Allah onların üstlendiği bu mesuliyet konusunda yardımcıları olsun, amin
demeniz dileğiyle.
Fiemanillah





FACEBOOK YORUM
Yorum

YAZARIN DİĞER YAZILARI

YAZARLAR
ÇOK OKUNAN HABERLER
  • BUGÜN
  • BU HAFTA
  • BU AY
SON YORUMLANANLAR
  • HABERLER
  • VİDEOLAR
HABER ARŞİVİ
GAZETEMİZ

Web sitemize nasıl ulaştınız?


nöbetçi eczaneler
HABER ARA
Bizi Takip Edin :
Facebook Twitter Google Youtube RSS
YUKARI