Bugun...


EYÜPHAN KAYA-Orta Doğu Uzmanı/İnsan Hakları Aktivisti

facebook-paylas
İmaj ve etiketin arka yüzü
Tarih: 14-09-2019 13:22:00 Güncelleme: 14-09-2019 13:22:00


İmaj ve etiketin arka yüzü

Muhterem okuyucularım malumunuz İslam dini Müslüman’ın hayat tarzının hemen hemen her alanına müdahil olacak kadar prensipler ihtiva eden canlı bir dindir.

Yatıp kalkmaktan, tuvalete girip çıkmasına kadar, adabı muaşeret ve hukuki meselelere kadar yol gösteren bir medeniyet kaynağıdır dinimiz.

Bu değerler arasında bir de büyük küçük ilişkisi konusunda bize bir değer getirmiştir. Hz.Muhammed aleyhiselat u vesselam buyuruyor ki: “kim ki küçüklerimize rahmet ile muamele etmez, büyüklerimize saygı göstermezse bizden değildir” günlük yaşamımızda sadece bu düstura riayet etmeyi başarabilsek huzur ve mutluluk adına ciddi bir mesafe alacağımız kesindir. Üstelik bunu yaparken Allah rızası için yapmanın bam başka bir önemi vardır.

Bu konuda bir istisnai durum daha var o da şudur; Peygamberimizin ifadesiyle “kim ki bir zengine sadece zengin olduğu için kıyam eder, hürmet gösterirse dininin üçten ikisi gitmiştir” maazallah.

Bu pencereden hayata bakarak bir durumu sizin takdirinize bırakıyorum. 7-8 Eylül günlerinde Malatya’da 16. ÖNDER İmam-Hatipliler kurultayına katıldım. Bu kurultaydan çok şey öğrendim, öyle ki ondan etkilenerek yazdığım yazıların üçüncüsüdür bu, daha yazmaya da devam edeceğim.

81 ilden davetlilerin katıldığı bu kurultay, çok verimli geçmesine rağmen ders alabileceğimiz bazı aksaklıklar da yaşandı.

Resim önizlemesi

Malum bu kurultay Devlet Başkanımız Erdoğan’ın konuşmasıyla hitama erdi.

Salonda bir büyümüzün ayakta odluğunu görünce edep icabı yerimi ona verip basın mensubu olmam hasebiyle basına ayrılan yere oturmak istedim. Ancak basın için ayrılan sıraya gidince görevli bir genç “buraya oturamazsınız, buraya ancak önder akredite boyun kartını taşıyan oturabilir” dedi, Ben de dedim ki “bakın benim basın kartım var, Dünya Müslüman Alimler Birliği toplantında akredite olmuş boyun kartım var, ayrıca bu sırada 20 kişilik yer basına ayrılmış, fakat koltuk sayısı daha fazladır, bana sıkıntı oluşturmayın” dedim. Tartıştığımızı gören bir deli kanlı geldi hafif sesini yükselterek “müsaade et bey efendi otursun” dedi, hatta beni ısrarla oturttu.

Bir az sonra bir kız çocuğu geldi, “bey efendi basın mensupları gelirse kalkman lazım” dedi, tamam kalkarım dedim. Basın ekibi geldi ben kalktım ama boş koltuklar olmasına rağmen benin oturmama müsaade edilmedi. İşin ilginç yanı görevli çocuklardan biri oturdu ve sağında solunda da basın mensubu olmayan birilerini oturduğunu gördüm, bir de bana bakarak sırıtıyor, bir Müslüman çocuğu olarak peygamberimizin ortaya koyduğu ölçüyü çiğnediğini unutmuş, beni oturtmamanın zaferini yaşıyor gibiydi.

Daha ilginci bana müdahil olan bir erkek bir kız çocuğun “bakın biz de ayaktayız” demesiydi.

Yani benim yaşlı olmam, basın kartına sahip olamam, misafir olmam, emekli öğretmen olmam görmezlikten gelerek beni kendileri gibi bir çocukla aynı görmeleri bir mümin olarak anlamlandıramamıştım. Ayrıca ilk koltuğa oturmuş bir sivil polis memurunun bu olaya şahit olmasına rağmen müdahil olmaması da ayrı bir dert.

Bu olaydan hareketle, gelecek yılın kurultayında muhakkak oturumlardan birinde İslam dininde adabı muaşeret adı altında bir konuşmacını olması şarttır. İmaj ve etiket olarak gençliğin görünen yüzü onları da bizi de aldatmasın. Bu çok tehlikeli bir haldır.

Yaşadığım bu hadisenin beş aktörü var, biri İslami adap ve edebe riayet ederken diğerleri İmam-Hatipliler kurultayı gibi önemli bir oluşumda görev alacak imaja sahip olmasına rağmen ehliyet ve liyakatte kaybettiler. Özetle başarımız %20 de kaldı.

Ben eğer edep ve adap çerçevesinde yerimi bir büyüğümüze vermeseydim bu sakıncalı potansiyeli ortaya çıkarma imkanım olmayacaktı. Hatta sabırla karar verme hakkını gençlere bırakmasaydım yine bu durum gizli saklı kalacaktı. Zaten siz hangi işi Allah rızası için ne yapsanız beraberinde hayırlı durumlar oluşuyor.

Bu çocuklar beni tanımıyorlar ki bu olayı bireyselleştirelim oradaki ben ben değilim, belli vasıfları taşıyan bir vatandaşım, beni bilenler olsalardı zaten bunu yazmam abes kaçardı, üstelik belki onlar da seve seve bana yer verirlerdi.

Bu potansiyeli bana fark ettirip bu yazıyı yazmama fırsat veren Allah’a şükrediyorum.

İnşallah gençlerimizi adabı muaşeret çerçevesinde uyarma ve yetiştirme imkanımız olur diye dua ediyorum.

Amin demeniz dileğiyle.





FACEBOOK YORUM
Yorum

YAZARIN DİĞER YAZILARI

YAZARLAR
ÇOK OKUNAN HABERLER
  • BUGÜN
  • BU HAFTA
  • BU AY
SON YORUMLANANLAR
  • HABERLER
  • VİDEOLAR
HABER ARŞİVİ
GAZETEMİZ

Web sitemize nasıl ulaştınız?


nöbetçi eczaneler
HABER ARA
Bizi Takip Edin :
Facebook Twitter Google Youtube RSS
YUKARI