Bugun...


EYÜPHAN KAYA-Orta Doğu Uzmanı/İnsan Hakları Aktivisti

facebook-paylas
Üçüncü Kalite Gavur mu Olduk?
Tarih: 01-06-2020 16:23:00 Güncelleme: 02-06-2020 15:41:00


Üçüncü Kalite Gavur mu Olduk?
Sultan Abdülhamid’i tahtan indiren Jön Türkler, İttihat ve Teraki Partisinin
öncülüğünde bu güne kadar Türkçülüğün arkasına sığınarak bu milletin bu
memleketin başına neler getirdiklerini düşünün ve kendinize gelin! gelin ki bu
oyunu beraber bozalım, ben bir sıkıntı hissediyorum! Baksanıza çağımızın
Abdulhamidi olan Cumhurbaşkanımız etrafında nasıl da dolanıyorlar.
Türkiye cumhuriyetinin birinci Meclisi, hürriyet ve huzura endeksli olarak
dualarla açılmış, Anadolu’nun kahraman ruhu, inanç, kültür ve değerleri de
meclise yansımıştı, 1921 anayasasının birleştirici özelliği de vekillerin
babayiğitliğinden kaynaklanıyordu. Ne yazık ki haksız yere ve usulsüz dağıtılan
meclis, yeniden oluşunca 180 derecelik bir dönüşle insanımızın huzur ve
mutluluğu, inanç ve kültürü, dinini görmezlikten geldi, bunu yaparken de Türk
ve Türkçülük kavramı ile Türk vatandaşlarımızı yanına çekerek yaptılar.
Neymiş efendim;
Bir Türk dünyaya bedeldir,
Ne mutlu Türküm diyene,
Türk’ün Türk’ten başka dostu yoktur(Kimse demedi ki 1071’de Malazgirt
meydan muharebesinden beri bizimle kol kola olan Kürtler var),
Her Türk asker doğar…
Ne ayıp, ne ayıp! bu tür sloganlar kompleksli kimselere aittir.
Ondan sonra 10 yılda bir darbe, askeri müdahalede bulunup, meclise, hükümete
ayar verildi. İşin kötü tarafı bu “zındıka komitesin” ateş idare merkezi hep ülke
dışında olduğunu görüyoruz.
Öz vatanlarında Kürt vatandaşlarımıza ve mütedeyyin insanlarımıza envai türlü
sıkıntılar yaşatıldı.Öz vatanımızda yetim kalmıştık, özellikle milli şef/tek partili
dönemde. Devletin tüm kademeleri küfrün değerleriyle motive ettiler, öyle oldu
ki bir devlet memurunun namaz kılması dahi insanı hayrete düşürüyordu.
Devleti öyle yapılandırdılar ki, milletin mayasını öyle bozdular ki, Merhum
Uğur Mumcunun ifadesiyle,
Türk ne demektir, Türk vatandaşı Kimdir?sorusuna şu cevap verilmek
durumuna geldi;

Türk vatandaşı;
*İsviçre medeni kanununa göre evlenen,
*İtalya ceza yasasına göre cezalandırılan,
*Alman ceza muhakemesi usulüne göre yargılanan,
*Fransız idare hukukuna göre idare edilen
*İslam hukukuna göre gömülen kişidir.
Ey vatandaşlarım siz ne zamana kadar bu zulme karşı sessiz kalacaksınız? Böyle
yaşayan bir Türk varsa ne yazar, yoksa ne yazar. Çünkü bu nitelikteki kişi artık
Türk değildir, hele hele Kürt hiç değildir. Olsa olsa üçün kalite bir gavurdur.
Hele bir düşünün Anadolu kırsalında yetişen o kınalı koçlar olmasa bu
memleket uğruna kim şahadeti göze alır?
Devleti keyfi bir idare tarzına göre, şekillendirip halka üstten bakan bu zihniyet,
yeri geldi;
*Adnan Menderes ve arkadaşlarını idam etti, bu vesile ile halka gözdağı verildi,
*1980 darbesini yaptı ve sonrası oluşturulan anayasa hala başımıza bela,
*28 Şubat müdahalesiyle Türkiye Cumhuriyeti Başbakan 9 saat esir alındı,
*Yeminle söylüyorum Recep Tayyip Erdoğan’ın liderliğinde ülke yönetimine
bir ayar verilmeseydi, bu ülke çoktan bölünmüştü. Hep birlikte rezil
olacaktık. Üç beş zibidi dışında hepimiz dizimize vuracaktık, yanı
başımızdaki Suriye’nin durumunu görüyorsunuz.
Demem o ki gelin el birliği iş birliği ile ülkemize sahip çıkalım, yeni bir ana
yasa yapalım, bu anayasayı Türk kavramına değil, Türkiye kavramına ve
vatandaşlık kavramına endeksli hazırlayalım. Ecdadımız boşuna adını Türkiye
Cumhuriyeti koymamışlar.
Mesela hiç sordunuz mu? Kim ne hakla “anayasanın ilk dört maddesi değişikliği
teklif dahi edilemez”, diye maddeler koyuyor? Değişmesi gerekeni var,
değişmeyeni var, hem onlar kim oluyor ki milleti zapt u rapt altına alma görevini
kendinde buluyorlar.
Yeni anayasamızda;

Devletimiz İslam dinini kanunen tanısın, tıpkı birinci meclis gibi, Hele bir
düşünün devlet bizim din bizim, devletimiz niye dinimize sırt çevirmiş?
Kur’an-ı Kerime aykırı yasalarımız olmasın; Kumarın, Zinanın, Faizin kime
faydası olmuş %3-5 zengin dışında. Hem yatırım varken parayı faize yatırmak
akıl karı değildir.
Kemalist sistemin sıkıntılarından tamamen kurtulalım,
Mili Bayramlarda heykellerin önünde yapılan törenlere, selam duruşlara son
verilsin,
Anıtkabir müze olarak kalsın, ama devlet erkanı belli günlerde resmi görev icabı
mozeleye tekmil vermesin.
Avrupa ve BM sözleşmelerinden bir an evvel kurtulalım diye düşünüyorum.
Hele ki özellikle İstanbul sözleşmesi. Bu sözleşme Aile yapımızı zedeliyor,
Anne Baba rolünü tanımıyor, Baba evlat arasını açıyor, eş cinselliği şemsiye
altına alıyor, kadın erkeği karşı karşıya getiriyor, İnanç ve Kültürümüzü
tanımıyor, hayata verdiği sıkıntılar saymakla bitmez.
Maalesef latince alfabeyi artık bırakamayız, ama Osmanlıcayı da
çocuklarımıza öğretelim, öyle ki yeni nesil tarihini yabancılardan öğrenmesin.
Birileri Laiklik ve Kemalist sistemin arkasına sığınarak bu ülkede sıkıntı
oluşturuyor, artık bu zındıka komitesinden kurtulalım.
Şimdi tutturmuşlar yine Türkçülük ve Atatürkçülük üzerinde yine bu ülkenin
huzurunu kaçırmaya çalışıyorlar, bunlara ancak Türk vatandaşlarımız dur
diyebilir. Bir hakikatte şu ki bunların kahır ekseriyeti Türk değildir. Gelin
Kürdüyle Türküyle diğer unsurları içeren vatandaşlarımızla kol kola girelim ve
ülkemizin huzurunu kaçıran, başkasının hesabına hava atan vatan hainlerine ve
insanlık düşmanı kimselere “dur” diyelim.
Covid-19’dan sonra böyle radikal bir hamle yapmazsak, yeni Corona virüsler
bizi bekliyor, o da laf mı cehennem bizi bekliyor olacak!
Allah bu memleketim bu milletin sonunu hayreylesin!





FACEBOOK YORUM
Yorum

YAZARIN DİĞER YAZILARI

YAZARLAR
ÇOK OKUNAN HABERLER
  • BUGÜN
  • BU HAFTA
  • BU AY
SON YORUMLANANLAR
  • HABERLER
  • VİDEOLAR
HABER ARŞİVİ
GAZETEMİZ

Web sitemize nasıl ulaştınız?


nöbetçi eczaneler
HABER ARA
Bizi Takip Edin :
Facebook Twitter Google Youtube RSS
YUKARI